Yazmak güzel şeydir; ben de naçizane dört yılı aşkın bir süredir bu sayfalarda sizlerle beraber olmaya çalıştım; ve bundan sonra da inşallah yine böyle devam edecek.

Kupasız şampiyon: Türkiye

3/7/2008 · Kategori: Gundem

Euro 2008 geçtiğimiz hafta İspanya’nın şampiyonluğunu ilan etmesiyle sonra erdi. Ancak turnuvaya damgasını vuran sadece İspanya değildi şüphesiz. Euro 2008’in şampiyonu İspanya kadar hatırlanacak bir ülke de elbette Türkiye.

 

Aslında oynanan maçların hemen ardından yorumlarımı yazıyor olmak isterdim, ancak buna bir türlü fırsat bulamadım. Bu nedenle sizlerin de affınıza sığınarak gecikmeli de olsa Euro 2008 ve ülkemizin başarısının üzerinde duracağım bugün.

 

Şampiyona gerçekten çekişmeli geçti. Türkiye’nin ilk grup maçında Portekiz’e yenilmesi ve vasat futbolu, bu turnuvada pek de şansımızın olmadığına inandırmıştı beni. Ancak yanıldım, Türkiye kalan grup maçlarının hepsini yenerek gruptan Portekiz’den sonra ikinci olarak çıkmayı başardı.

 

Ama bu maçların skorundan ziyade Türkiye’nin maçı son anda kendi lehine çevirebilme gücü, tüm dünyanın dikkatini çekti. İsviçre maçı ve ardından oynanan Çek Cumhuriyeti maçı gerçekten milli takımımız için bir dönüm noktası oldu. 75. dakikaya kadar 2-0 yenik oynadığımız Çek maçında tüm ümitler yavaş yavaş sönerken, Arda’nın muhteşem golüyle 2-1 olması bizi çok ufak da olsa heyecanlandırmıştı. Ama çok fazla vakit yoktu, 2-1’lik skoru nasıl 3-2 yapabilirdik? Mümkün müydü bu? Ben şahsen pek ihtimal veremiyordum, ama yine de maçı sonuna kadar izlemeden de bilemeyiz dedim içimden. Sonra da Nihat’in golü geldi, ve beraberliği yakaladık. Maç bitmek üzereydi, daha 2. golün hayalini kurarken, 3. gol de yine Nihat’tan geldi ve 3-2 maçı kazandık. Böylesi bir mücadeleyi sadece ülkem turnuva boyunca göstermişti, ne kadar gurur duysak azdır sanırım.

 

Çeyrek finalde Hırvat’ları devirmemizde yine üzerinde uzun uzadıya konuşulması gereken bir diğer olaydı. Maçı kaybedeceğimize inanmıştım yine, kesin kaybettik diyordum içimden, ama Semih Şentürk çıktı meydana, maça daha yeni girmişti ve topu da çok geçmeden ağlarla buluşturmuştu.

 

Yarı finalde ise elendik maalesef. Ama Almanya maçında bile yine iyi oynayan taraf bizdik. Bunca eksiğe rağmen Almanya gibi bir panzere iyi direnmiştik. Hoş Almanya’nın da Almanya’lık bir durumu yoktu maçta, tel tel dökülüyordu adeta. Ama hakemler ve biraz da bizim hatamızdan dolayı maçı kaybettik son dakikada.

 

Hakemler gerçekten ülkemiz aleyhine çok kararlar verdiler, gereksiz kartlar çıkardılar. Yarı finalde de bu nedenle birçok as oyuncumuz olmadan oynamak zorunda kaldık. Ama mühim değil inanın, şampiyon İspanya kadar, hatta belki daha fazla hatırlanacak ülkemiz, oynadığı futbol, bizim aslanlarımız, millilerimiz…

 

Futbol deyip geçmemek lazım. Aslına bakarsanız futbolla çok içli dışlı olan biri değilim, futbol ile ilgili de pek yorum yazmadığımı beni takip eden okuyucularım bilirler. Ancak söz konusu milli takım olunca, ister istemez futbola yakınlaşıyorsun. Düşünsenize… Futbol dışında hangi olay insanımızı bu kadar birbirine kenetleyebilir ki? Futbolun gücü bu olsa gerek. 2010 Dünya Kupası’na kadar futbolla arama her zamanki mesafeyi koydum Euro 2008’in ardından da.

 

Ve ülkem sayesinde bir şeyi daha öğrendim: En umutsuz anlarda bile umudunu yitirme; bir şekilde bir çıkış yolun mutlaka vardır. Maçta kesin yenileceğimize kanaat getirdiğim o anlarda beni yalanlarcasına atılan goller ve sonrasında gelen zaferimiz, doğrusu gerçekten benim için büyük sürpriz oldu.

 

Ülkemize bu güzel dakikaları yaşatan ve başarıyla temsil eden başta Fatih Terim olmak üzere tüm millilerimize ve emeği geçenlere buradan en içten teşekkürlerimi sunuyorum. İnşallah 2010 yılında çok daha fazlasını yapacağız.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır