Karga karga gak dedi, çık şu dala bak dedi…

Şimdi kargalar da nerden çıktı diyenleriniz olacak tahminimce. Aslında şaşırmakta haksız sayılmazsınız ama konuya bir yerden girmem gerekiyordu.

 

Kargaları bilirsiniz, hani gak gak diye bağıran, insanın kulağının pasını silen, öyle hoş sesli(!) hayvanlardır işte. Ama biz kargaları sadece bu güzel seslerinden değil, ileri zekalarıyla da biliriz. Hani bazen haberlerde görürüz, hatta bizzat kendimiz şahit oluruz ya, sonra düşünürüz ya ne akıllı bu hayvanlar diye? Sahi kuş kadar beynin var diye bir lafı kim ayyuka çıkarmış olabilir acaba? Bu sözü ortaya atan şahsiyetin kargalarla sanırım hiç tanışıklığı olmamış. Çünkü bu hayvanların bazı iki ayaklılardan çok daha akıllı olduğunu söylesem herhalde kimseye haksızlık etmiş olmam.

 

Hayvanların koruma mekanizmasını bilirsiniz. Özellikle yavrusuna ölümü pahasına sahip çıkan anne köpekler ve diğer anaç hayvanları bir düşünün. Yavrularına nasıl da kol kanat geriyorlar değil mi? Oysa insanların bazıları biricik yavrularını cami avlularına bir çöp torbası gibi bırakırken nasıl vicdanları el veriyor? O bebeceğin başına bir şey gelse bunun vebali kimedir? Hiç düşünmezler mi bunu? Belki düşünmek işlerine gelmez bilemiyorum.

 

Geçenlerde haberlerde şahit oldum, zavallı bir kız çocuğuna türlü işkenceler yapan, ufacık odada hapis tutulan ve her tarafı yara bere içinde olan bir kız çocuğu… İçimin nasıl cız ettiğini anlatmama kelimeler kifayet etmiyor dostlarım; gerçekten ne diyeceğimi bilemedim o an, sadece insanlığımdan utanarak izledim o kareleri. Böylelerinin aramızda dolaşıyor olması, farkında olmadan bu gibi ebeveynlere selam veriyor oluşumuzu düşünüyorum, kendimden nefret eder hale geliyorum. Bir hayvan bile yavrusuna bu kadar sahip çıkarken aklıyla hayvanlardan üstün yaratılan insan bunu yavrusuna nasıl yapabilir? İnsanlık değil bu evet, ama hayvanlık da değil, çünkü hayvan deyip geçmemek lazım, hayvan bile denemez böylelerine, hayvanlara haksızlık olur bir kere.

 

Kısacası sevgili dostlarım, bu tür haberleri izlediğimde bazen oturup düşünüyorum, nereye gidiyoruz sorusu kafamda çalkalanıyor. İnsanlık hiç de iyi yöne doğru gitmiyor, ve maalesef günden günde daha da acımasızlaşıyoruz. Hayvan sevgisini aşılayamadığımız çocuklarımız yarının acımasız yaratıkları olma potansiyeline sahip maalesef. Bilirsiniz ki içinde hayvan sevgisi taşımayan bir insan, diğer bir insanı da sevemez, sayamaz, ona acıyamaz. Demek ki çocuklarımıza daha o yaşlarda hayvan sevgisini aşılamamız gerekiyor. Kedinin kuyruğuyla oynayan ve bundan haz alan çocukların gerekirse kulağını çekmeli, yaptığının yanlış olduğunu ona her defasında vurgulamalıyız. Bu öncelikle bizim çocuğumuza ve toplumumuza karşı bir görevimizdir zaten.

 

Olay aslında sadece yavrularına kıyan anne babalar değil. Anne katillerinin son aylarda büyük sükse yaptığına şahit oluyoruz. Annesini öldüren, bunun için Facebook gibi ortamda ‘Annenizi nasıl öldürürdünüz?’ diye grup açan ve 5000’den fazla üye çekebilen, annesini öldürdükten sonra onu en rahat nasıl parçalayabileceğini, ortadan kaldırabileceğini düşünen böylesine yaratıkları bu toplum nasıl yaratmış olabilir? Toplum alttan çürümeye başlamış ki artık kokusunu bu şekilde duyar olduk. Eğer bu tip olaylar nadiren yaşansaydı münferit bir olay deyip geçiştirirdik belki, ama buna benzer olaylar o denli arttı ki artık iki elimizi başımıza koyup uzun uzadıya düşünmemiz gerekiyor; gidişat iyi değil ve bir şeylerin yapılması gerek.

 

Konuyu fazla dağıttığımın farkındayım, ancak asıl anlatmak istediğim zaten Allah’ın yarattığı hayvan ya da insan fark etmez, can taşıyan her şeye yaradanından ötürü saygı ve sevgi duyma prensibi…

 

İlerisi için yine de umutsuz düşünmek istemiyorum, ne de olsa umut fakirin ekmeğidir değil mi? Onu da kaybedersek şu hayatta kalmamızın bir misyonu olabilir mi zaten?

 

Yazımın başında kargalardan bahsediyorduk; ama nerelere geldik. İsterseniz son günlerde başıma gelen bir olayı sizle paylaşayım, belki de anlattıklarımı gayet net bir şekilde özetlemiş olacağım size.

 

Hayvanlar yavrularına ne pahasına olursa olsun sahip çıkarlar, kargalar da öyle. Bizim tam balkonun karşısında yem yeşil ve yapraklarını elbette hiçbir mevsim dökmeyen bir defne ağacımız var. Biz farkında olmadan karganın biri bu ağacın tepesine yuva yapmış, biz de üst katta oturduğumuzdan yuvaya pek bir yakınız. Anne karga, yumurtaların üzerinden uzun bir süre kalkmadı gelecek tehlikelere karşı. Yavrular yumurtadan çıktıktan sonra annesi artık yuvasından gerekmedikçe ayrılmamaya başladı. Diğer kargalar ise bu anne karganın yavrularını korumak için adeta seferber oldu, kaç gün bizi balkona bile çıkarmadılar. Her balkona çıktığımda üzerimize pike yapan kargaları gördüğümde hayretler içerisinde kalıyordum, ama tabii onların bu dayanışması beni etkilemiyor da değildi. Belki 8’den fazla karga, bir iki yavrunun başına bir şey gelmesin diye bizim civarımızdan hiç ayrılmıyordu, gözetliyorlardı. Ne zaman balkona çıkmaya kalksam biri diğerine ‘gak’ diye haber veriyor, hepsi birden başıma üşüşmeye başlıyordu. Böylesine birlik içinde olan hayvan grubu herhalde dünyada fazla yok.

 

Kısacası kuş beyinli deyip küçümsediğimiz bu akıllı hayvanların koruma mekanizması evet bir iç güdüden ibaret olabilir; ama biz aklı başında insanlar olarak içgüdülerimizle madem hareket etmiyoruz, neden sevgimizi yavrularımızdan esirgiyoruz? Hadi olayı daha da genelleyelim: Neden sevme özürlü bir toplum olduk? Nedir bu acımasızlık?

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !