Arkadaşım...
Uzun bir aradan sonra selamlar sevgili okurlarım. 2 aydır yazı giremiyorum affınıza sığınarak; bu sıralar gerçekten oldukça yoğunum. Gerek dersler gerek sürdürmekte olduğum işler icabı kendime de çok fazla vakit ayıramıyorum bu sıralar. Ama şimdi bir kaçamak yapayım dedim, başka türlü fırsat da bulacağım yok zaten :)
Haziran’a girdik nihayet. Haziran denince tabii üniversite öğrencileri için final sınavları akla geliyor hemen değil mi? Benim için de durum farklı değil; bu Cuma’dan itibaren final sınavlarım başlıyor, inşallah hayırlısıyla bu sınavları verip bu seneyi de geride bırakmak istiyorum kazasız belasız.
Okuldan fazla bahsetmek istemiyorum bu yazımda aslında, neticede bildiğiniz şeyler, sık sık da bahsediyorum. Bu sene aslında geçen senelere nazaran daha farklı geçti benim için. Dersler konusunda değişen bir şey yok, aynı şekilde devam ediyor da başka şeyler var. Tabii burada bunu dile getirmek olmaz, her ne kadar siz benim bir sırdaşım olsanız da, aranızda öğrenci arkadaşlarım da var, boş yere magazin malzemesi olmayalım değil mi ama :) Tabii bu işin esprisi.
Bugün isterseniz size biraz arkadaşlıktan bahsedeyim. İçimden geldi bugün ne bileyim, idare edin bugünlük olmaz mı? Yazının konusunu beğenmediyseniz şimdiden yazıyı okumayı bırakabilirsin, gerçekten darılmam, bir dahaki yazımda görüşürüz temennisinde bulunabilirim ancak :)
Arkadaşlık güzel bir şey. Nasıl anlatmalı bilmem ki. Her an yanınızda olan insan mı? Yoo aslında değil. Çok uzağınızda olan biri de pek ala arkadaşınız olabilir. O zaman kötü zamanlarınızda yanınızda olan mıdır arkadaş? Yoo o da değil; benim mutluluğumu paylaşmayan bir arkadaşı ne yapayım ben? Sadece kötü anlarımda yanımda olan birisi de işime yaramaz, geçelim bu arkadaş tipini de. Sürekli bir şeyler isteyen ama sen isteyince burun kıvıran mıdır arkadaş? Soru bile olumsuz yani, tabii ki hayır. Olur ya, etrafımızda vardır böyleleri. Sürekli bir şeyler isterler, ama bizim işimiz düştüğünde bir bakmışsın ki hepsi arazi olmuş. Karşılaşıyoruz böyleleriyle maalesef, bu gibilerin hepsi lafta arkadaştırlar, gerçekte bir yabancı bile daha yakındır kanımca. Arkanızdan konuşan mıdır arkadaş? Hayır dediğinizi duyar gibiyim. Bence de değildir yani; sana başka, öbürüne başka konuşan, arkandan seni çekiştiren birisi senin hiçbir şeyin olamaz zaten. Ama maalesef böylelerinin gerçek niyetini anlamak kolay olmuyor, ama Allah büyük işte, bir şekilde öğreniyorsun günü gelince. Ama sonra da üzülüyorsun, bunca senelik arkadaşlığa ne olmuş, yazık olmuş aylara, yıllara…
Aslında tüm bunlar bir yana, ben dostluğun tarifini yapıyorum galiba farkında olmadan. Hani şu etrafımızda pek kalmayan, nesli tükenen sevilesi canlılar var ya, işte onlara biz bir zamanlar dost derdik. Rivayete göre hala nadir de olsa dünyada bulunurlarmış, ama kimine gerçeği, kimine keleği düşermiş, gerçeğini bulana ne mutlu, keleğini bulana ise Allah gerçeği görmesine yardım etsin bir an önce diyesim geliyor sadece.
Bugüne kadar dostum hiç olmadı mı diye sorsanız hayır oldu derdim. Elbette dostum dediğim insanlar vardır, ama sayısı takdir edersiniz ki oldukça az, zaten bilirisiniz ya dost dediğin bir elin parmaklarını geçmemeli, geçiyorsa orada oturup düşünmek lazım, çünkü bu zamanda 5’den fazla dost, nasıl ya?
Ben bugüne kadar gerçekten gerekmedikçe, hayati bir durum olmadıkça hiçbir dostumun üzerini kalemle çizmedim. Çünkü dostluğun çok ama çok zor kurulduğunu ve bulunduğunu iyi bilirim. Dost buldun mu hiç acımayacaksın, kapıvereceksin orada. Çünkü etraf sahteleriyle dolup taşıyor.
Neticede diyeceğim şudur arkadaşlar: Arkadaşlık çok güzel bir şey, samimiyse, menfaatin önde geldiği arkadaşlık değilse… Ben böyle arkadaşlığa varım arkadaş, ya siz?
0 yorum yazılmıştır