Yazmak güzel şeydir; ben de naçizane dört yılı aşkın bir süredir bu sayfalarda sizlerle beraber olmaya çalıştım; ve bundan sonra da inşallah yine böyle devam edecek.

Canım Ailem...

24/3/2009 · Kategori: Dizi

Türk televizyonlarının olmazsa olmazı diziler, her yeni sezonla birlikte izleyicilerinin karşısına çıkar. Kimisi reyting canavarına yem olarak yayından kalkarken, şanslıları ise Yaprak Dökümü gibi 3 yılı dahi geride bırakabilir. Şu an için televizyonda en çok izlenen TV dizilerine baktığımızda her zamanki gibi Kurtlar Vadisi başı çekiyor. Yapımcı şirketinin yayınlanan kanalla bir süre para konusunda anlaşamaması neticesinde askıya alınan dizi, daha sonra anlaşmaya varılmasıyla birlikte aylar sonra geçtiğimiz haftalarda tekrar vadi izleyicileriyle buluştu.

 Vadiyi bir tarafa bırakacak olursak son haftalarda izleyici kitlesini günbegün artıran ve Süper Baba ve İkinci Bahar'dan sonra o sıcaklığı izleyicilere ulaştıran yeni bir dizi dikkat çekiyor. ATV'de Salı akşamları saat 20 sularında yayınlanan Canım Ailem, Uğur Yücel'in başrolünü oynadığı yepyeni ama dev kadrosuyla büyük bir alkışı hak ediyor. Aslında bu diziyle ilgili ne zamandır bir şeyler karalamak istiyordum; zira izi bu hafta itibariyle 17. haftasını da doldurmuş olacak.

 Reytinglerine baktığımızda ise Canım Ailem'in ilk sıralarda yer almadığını fark ediyoruz. Zaten bu dizi Kanal D'de yayınlansaydı korkarım ki çoktan mefta olmuştu; zira Kanal D'nin kriterlerine göre %15'lik bir reyting ortalamasını yakalayamayan dizilerin yayından kalkması zaruri bir eylem. Hal böyle olunca dizinin ATV'ye yayınlanıyor olması, dizinin geleceği açısından biraz umut verici aslında. Sonuçta bunca zaman sonra böylesine güzel bir diziyi yakalamışken, yeteri kadar reyting alamadığı için böylesi bir diziden mahrum kalmak hiç de hoş olmazdı.

 Uğur Yücel'in Canım Ailem'de bölüm başına yaklaşık 30 bin lira aldığı da söyleniyor. Bunu nerden biliyorsun diye soracak olursanız, tatsız bir olayı da burada dile getirmem icap edecek: Geçen haberlere şöyle bir göz attığımda Canım Ailem'in dizi setinin icra memurlarının akınına uğradığına tanık oldum, olduk. Uğur Yücel, borçları nedeniyle bir süredir icra memurlarıyla uğraşıyormuş öğrendiğimize göre. Ama memurlar Yücel'i sette bulamamışlar tesadüfen. Bir ara Uğur Yücel'i Cola Cola reklamlarında da görüyorduk; daha önce Yücel, zaten orada da oynamasının en büyük nedeninin borçlarını kapatmak olduğunu ifade etmişti. Anlaşılan borçlar hala bitmemiş…

 Neyse… Sonuçta Uğur Yücel'i alakadar eden bu borç mevzusunu bir kenara bırakalım; diziye yansımadıktan sonra bizim için hiçbir mesele yok; Uğur abi başının çaresine bir şekilde bakacaktır nasılsa.

 
Canım Ailem demişken, diziyi hiç izlemeyenlere şöyle bir ipucu verelim: Diziyi bu kadar keyifli kılan en önemli şey, dizinin gerçek insanı, insan sevgisini, yaşamı bizlere sunması aslında. Bilmiyorum; ama sadece bana öyle gelmediğine eminim; zira Ekşi Sözlük ve İTÜ Sözlük gibi portallara şöyle bir göz attığımda da, dizinin bir hayli sevildiğini kolayca anlayabiliyoruz. Dizinin bu kadar kendisini sevdirmesinin en büyük nedeni zaten oyuncuları. Uğur Yücel için bir şey demeye sanırım gerek yok; tam bir Adanalı'yı canlandırıyor ve harika oynuyor. Ona eşlik eden Şebnem Bozoklu ise bu dizide ortaya çıkan ve kendini fark ettiren oyunculardan. Bozoklu, öylesine orijinal bir karakteri ortaya koydu ki, dizi seyircilerinin kısa sürede beğenisini kazanmayı başardı. Ancak diğer oyunculara da haksızlık etmemek lazım. Ozan Güven, Ezgi Mola ve diğer tüm karakterler de rollerinin haklarını fazlasıyla veriyorlar. Çok fazla dizi izleyecek vakit bulamasam da, Canım Ailem sayesinde ufak kaçamaklarda bulunuyoruz artık mecburen; aynen tavsiye ediyorum.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Yaprak Dökümü'nün Sedef'i Seda Demir'i daha yakından

21/9/2008 · Kategori: Dizi



Herkes onu merak ediyor. Oyunculuğa Yaprak Dökümü dizisiyle adım atan 24 yaşındaki Seda Demir'in şöhret yolundaki hikâyesi, biraz canlandırdığı karakter Sedef'inkine benziyor. Bir gün tesadüfen arkadaşlarıyla birlikte bir reklam ajansına gidiyor ve olaylar gelişiyor.


İçinden "O kadar güzel, eğitimli kızın arasından ben mi yani" diye geçiriyordu. Üç yıl önce okul harçlığını çıkarmak için fuarlarda hosteslik yaptığı sıralarda aklından böyle şeyler geçiriyordu. Kimi reklam ajanslarının kast listelerinde bulunan arkadaşlarının ısrarına rağmen bir ajansa yazılmaktan bu yüzden çekiniyordu.

Derken bir gün tesadüfen kendini arkadaşlarıyla birlikte ajansta buldu. Gitmişken "Bari kenarda kalsın" diye bir başvuru formu doldurdu. Sonra doldurduğu o formu unuttu. Bir süre sonra çalmaya başlayan telefonu, ona deneme çekimlerine beklendiği haberini veriyordu.
Uzunca bir süre önemsemedi yine de. "Nasıl olsa olmaz" diye gitmedi çağırıldığı görüşmelere. Sonra bir gün "Tamam" dedi. Deneme çekimlerinden birine girdi. O çekimi bir başkası izledi. Sonra bir diğeri, bir diğeriHer seferinde son dörde kaldı. Tam bu işin eğlenceli olabileceğini düşünmeye başlamıştı ki, İş Bankası reklamlarına kabul edildi. Ve ilk kez şöyle söyledi: "Neden olmasın ki!"

Aslına bakılırsa oyunculuk çocukluğundan beri farkında olmadan tarifini yaptığı meslekti. Büyüyünce ne olmak istediği sorulduğunda hep "Öyle bir meslek olsun ki" demişti, "mesela masa başı olmasın. İnsanlarla iletişim içinde olayım. Bir arkadaş kalabalığı arasında bulunayım. Heyecan verici olsun. Bir de yaptığım iş kalıcı olsun." İnsan işini yapar, üstüne maaşını alır. Bir zaman sonra terfi de ederdi belki. Ama hepsi bu, bu kadar. Bunu istemiyordu. O arkasında bir "iz" bıraksın istiyordu.

Nedenini bilmiyordu ama tuhaf bir biçimde yirmi dört yaşını dolduracağı günü bekliyordu. On sekiz değil, yirmi dört... "Benim için her şey çok güzel olacak. Yirmi dördümü doldurayım bir..." Ne olduğunu bilmese de "iyi bir şeylerin" yaklaştığını hissediyordu.
 
Gerçi arada küçük hayal kırıklıklarına uğradığı olmuştu. Ama her hayal kırıklığı onun için yeni bir fırsat doğurmuştu. İlkokulu bitirdiği yıl parlak bir öğrenci olmasına rağmen Anadolu Liseleri sınavını kazanamamış ama birkaç yıl sonra bir yerde fotoğrafını görüp beğendiği ve "Keşke burada okusam" dediği Kabataş Erkek Lisesi'ne girmişti. Öğrencilerine Shakespeare okutan, İngilizce'yi sinemada öğreten Boğaz'ın kıyısındaki bu okulda şahane bir üç yıl geçirmişti. Benzer biçimde psikoloji okuma arzusuyla girdiği üniversite sınavında "işe zor sorulardan başladığı için" başarılı olamamış, ama geçen bir yıl içinde ne yapmak istediği üzerine düşünme fırsatı bulmuş ve ertesi yıl ilk tercihi olan, yine Boğaz'a bakan Marmara Üniversitesi Fransızca Kamu Yönetimi Bölümü'nü tutturmuştu.

Otobüslerdeki meraklı bakışlar!
Hayatından memnundu. Çünkü Fransızca öğrenim göreceği okulda ikinci bir yabancı dil öğrenecekti. Üstelik öteden beri kafasında soru işareti olan "siyaset"le tanışacaktı. Aldığı eğitim birkaç yıl içinde gözlerinin önündeki perdeyi kaldıracak, ona o güne kadar "topluluk psikolojisi" ile hareket ettiğini gösterirken "gösterilenin altındaki gerçeği görebilmesini" sağlayacak, başkalarının empoze ettiği fikirleri kendi süzgecinden geçirmeyi öğretecekti. Ve "siyaset denen şeyin" hayatın en beklenmedik kuytularına kadar girdiğini o, yine aynı yıllarda fark edecekti.

"Mezun olunca iyi bir iş bulurum herhalde" diye düşünürken İş Bankası reklamlarında rol alacak, reklam televizyonlarda dönerken hazırlıkları süren Yaprak Dökümü isimli dizi için deneme çekimlerine davet edilecekti. Senaryo gereği ablasına bir arkadaşını anlatan Necla'yı canlandırmaya çalışırken yönetmen sorular soracak, o bir yandan Necla'nın arkadaşını bir yandan kendi arkadaşını anlatacak, çekim tamamlandığında yönetmenin oyunu yükseltmek için araya girip sorular sorduğu anlaşılacak, her şeyden habersiz şaşkın bir yüz ifadesiyle verdiği cevaplarla orada bulunan herkesi çok eğlendiren genç kız ekrana yansıyan doğallığıyla kısa sürede dizi ekibine dahil olacaktı.



Kaynak: YeniAktüel

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

Dizi yapımcıları romanları çok sevdi...

4/9/2008 · Kategori: Dizi


Eski romanlardan çevrilen dizilere son yıllarda yoğun bir talep var. Aslında yapımcılar da pek haksız sayılmazlar; zira Yaprak Dökümü bu yıl 3. Sezonunu yaşıyor ve muhtemelen de son sezonu olacak. Bunca zaman reyting yarışında hep birinci gelen ve milyonları TV başına kilitleyen Yaprak Dökümü, diğer birçok yapımcıya da ilham kaynağı oldu. Bu dizinin ardından ismini hatırlayamadığım birçok dizi ortaya çıktı; hepsi de eski bir romandaki temayı işliyordu.

Bugün de Kanal D’de ‘Aşk-ı Memnu’ isimli bir dizi başladı. Bu dizinin en büyük özelliği de tahmin edebileceğiniz gibi yine romandan TV’ye uyarlanması. Halit Ziya Uşaklıgil’in kaleme aldığı edebi bir roman olan eser, bundan yaklaşık 30 yıl önce TV dizisi olmuştu. Başrollerinde ise Yılmaz Güney, Neriman Köksal ve Müjde Ar bulunuyordu. Günümüze uyarlanan dizide ise Beren Saat, Selçuk Yöntem ve Kıvanç Tatlıtuğ dikkati çeken isimler olarak öne çıkıyor. Yasak Aşk anlamına gelen Aşk-ı Memnu’nun bu sezon Kanal D’ye ne kazandıracağını da ilerleyen haftalarda göreceğiz.

Romanların son yıllarda dizilere bu denli yoğun bir şekilde uyarlanmasının bence en büyük nedeni ‘yaratıcılığın olmayışıdır.’ Senarist ve yapımcılar, kendi kurgularını oluşturabilseydi, eski romanlara bu kadar rağbet göstermezlerdi sanırım. Evet, Yaprak Dökümü gibi başarılı olan yapımlar var; ama bu diiz sektörünün içinde bulunduğu çıkmazı da görmemize engel değil.

Neyse, sonuçta bu roman furyasının bir süre daha devam edeceğini söyleyebiliriz.  

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Kurtlar Vadisi eski tadında değil

30/3/2008 · Kategori: Dizi

Uzun bir aradan sonra yine karşınızdayım. Sitemi ziyaret edenler haklı olarak neden bunca zaman siteyle ilgilenmediğim konusunda beni eleştirebilirler, bunda haklılık payları da var kabul ediyorum. Ancak günlük koşuşturma içinde kendime bile fazla ayıracak vaktim şu aralar yok. Yoksa gönül ister ki sizlerle daha sık buluşalım ve daha fazla şey paylaşalım.


Mart’ı da devirdik nihayet. İstanbul’a bakıyorum, hava çok dengesiz, sabah yaz geldi derken öğlen kış geri döndü diyebiliyoruz. Doğma büyüme İstanbullu olmama rağmen ben hala İstanbul’a alışamadım doğrusu, bünyemiz iyi dayanıyor neyse ki, yoksa şu an yorgan döşek yatıyor olmam lazımdı. Bakalım Nisan ayında havadaki bu kararsızlık devam edecek mi? Yoksa bahar günleri gerçek yüzünü gösterecek mi? Hep birlikte göreceğiz.


Şu sıralar Kurtlar Vadisi’ne merak saldım. Neden derseniz ilk bölümünü merak edip bir izleyeyim dedim: Demez olaydım; dizi öyle bi sardı ki 1. Bölümden sonuna kadar diziyi çok kısa zamanda izlemişim bile. Diziyi izleyenler bilirler, Çakır’ın ölümüne kadar dizi heyecanından hiçbir şey kaybetmiyor, daha sonraları adrenalin yavaş yavaş azalıyor. Kanal D’ye geçen Kurtlar Vadisi, sık sık aynı sahneleri tekrar tekrar göstererek izleyicileri fena halde sıkıyor. Ben de bir güzel bu sahneleri atlıyorum tabii, neden boş yere vakit kaybedelim değil mi? Bugün devam eden Kurtlar Vadisi eski tadında değil artık, o heyecan, o adrenalin pek yok. En son bölümde Memati ölecek mi ölmeyecek mi sorusu tartışılıyordu. Açıkçası bu dizinin en önemli özelliği nedir diye sorsalar, ünlü simaları yani ünlü oyuncuları bir çırpıda harcayıvermesi derdim. Bu diziden hangi ünlü oyuncular gelip geçmedi ki, saymakla bitmez; ama şimdi hepsi senaryo gereği toprağın altında. O nedenle dizinin temel direklerinden olan Memati’nin d ölmesi çok uzak bir ihtimal olmasa gerek. Yine de belli olmaz tabii, bakarsınız senaristler izleyicileri dinler ve Memati’yi öldürmekten vazgeçer, kim bilir?


Bugünlük yazacaklarım bunlar, bir sonraki yazım ne zaman olur bilinmez ama siz yine de sık sık sitemizi takip edin, bakarsınız bir an eser ve yepyeni bir konuyla karşınıza gelmişim bile. Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle...

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Ayrılsak da Beraberiz

7/2/2008 · Kategori: Dizi

Güzel bir vidyoyla tekrar karşınızdayım. Bu sıralar sık sık sizlerle yazılarımda görüşemiyoruz ancak elimden geldiğince sizlerle olmaya çabalıyorum.

Ayrılsak da Beraberiz(1) TRT ekranlarında yanılmıyorsam 99 yılında seyirci karşısına çıkmıştı. Başrollerini Hakan Yılmaz (Teoman) ve Janset (Berna) paylaşıyordu ve de tabii ki yan rolde oynayan ve aslında dizinin olmazsa olmazı Feridun Bitir karakterine hayat veren Necmi Yapıcı(2). Dizi tipik bir sitcom tarzı gibi görünse de bugünün sitcom dizilerine taş çıkarır nitelikte. İşte size Jenerik'le beraber diziden 3 vidyo:







(1) Ayrılsak da Beraberiz şu sıralar haftaiçi saat 15.00 ve 18.45'de, haftasonları 17.10'da CINE5'te ekranlara geliyor.
(2) Necmi Yapıcı 08.02.2008 saat 11.30'da Kanaltürk'te Yemek Bahane'de Jess Molho'nun konuğu olacak, ilgilenenlere duyurulur.


Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!