Facebook'un en büyük rakibi artık ülkemizde yasaklı...
Özgürlüğümüzü her geçen gün biraz daha elimizden alıyorlar. YouTube’la başlayan yasaklanan siteler kervanına şimdi de Facebook’un bir numaralı rakibi MySpace ve LastFM.com adresleri eklendi. Bu iki siteden birine girmeye çalışan kullanıcılar, mahkeme kararıyla söz konusu sitenin kapatıldığına tanıklık ediyor.
Ancak işin daha ilginç tarafı, MySpace ve diğer adresin neden yasaklandığı belirtilmiyor. Haliyle kafalar bir hayli karışık durumda…
YouTube’un neden yasaklandığı herkesin malumu… Uygun olmayan bir video tüm YouTube’un yasaklanmasına neden oldu. Ancak bu yasakçı zihniyetin bu olayı çözmekte çaresiz kaldığı da bir gerçek; zira Türkiye’de en çok ziyaret edilen web sitelerine baktığımızda YouTube’un ilk 5 sitenin arasında yer aldığı ortaya çıkıyor. Yani diğer bir deyişle, YouTube’un yasaklanması, kullanıcıların YouTube’a girişini pek de engelleyememiş. Hatta Başbakan Erdoğan’ın “Ben YouTube’a giriyorum, siz de girin” dediğini hatırlayın.
Şimdi de MySpace yasaklandı. MySpace’i bilmeyenler için ufak bir hatırlatmada bulunalım: MySpace, dünya genelinde milyonlarca kayıtlı kullanıcısı bulunan ve Facebook’un hemen ardından dünyanın en popüler portalı olan bir sosyal ağ sitesi.
MySpace neden yasaklandı bilinmez ama akıllardaki şu soru, epey bir süre kafaları karıştıracak gibi görünüyor: Sıra Facebook’a da gelecek mi? Bu konuda tahmin yürütmek pek de güç olmasa gerek; ne dersiniz?
Kalıcı Bağlantı
Yorum (2)
Yorum yaz!
Bilgisayarların sabit disklerine format atmanın genel olarak bilgisayarlara zarar verdiği bilinir. Bu nedenle bilgisayar kullanıcılarının büyük bir bölümü, bilgisayarlarına format atmak istediğinde bilgisayarlarına zarar vermek istemediğinden, sabit disklerine format atmaktan çekinir.
Ancak işin aslı sanıldığı gibi değildir. Sabit disklere format atmakla sabit diskler herhangi bir fiziksel darbeye maruz kalmazlar. Aksine, sabit disklere atlan her format, disklerin ömrünü de uzatacaktır; zira sabit disklerin doğası gereği içerisinde bulunan oynar çubuk, sabit diskte verilerin silinip yüklenmesiyle birlikte daha fazla hareket etmek durumunda kalır. Diğer bir deyişle, disk kafası parçalanan verileri bir araya getirebilmek için çok daha fazla çaba gösterir.
Oysa format atılan bir sabit diskte veriler tamamen silindiğinden, disk kafası artık sürekli bir o tarafa, bir diğer tarafa hareket etmek durumunda kalmayacaktır. Böylece sabit disk daha az yorulacak ve enerjinin etkin kullanımı neticesinde sabit diskin ömrü de uzayacaktır.
Ancak sabit disklere format atarken şu noktaya dikkat etmekte fayda var: Sabit diskinize format atmak istediğinizde, format işlemini kapsamlı bir şekilde gerçekleştirmelisiniz. Yani, "Hızlı format" seçeneğini kullanarak saniyeler içerisinde gerçekleşen format işlemi, verileri silmemektedir. Sadece verilerin sahip olduğu kodların bulunduğu indeksleri silen hızlı format, verilerin silindiği izlenimini kullanıcılara verir.
Bu nedenle sabit disklerini elden çıkarmak isteyen ve çıkarmadan önce hızlı format işlemini gerçekleştiren kullanıcılar, verilerini üçüncü kişilere kaptırabiliyor. Bunun nedeni ise verilerin hızlı format ile gerçekte silinmemesi, sadece indeksinin (kitaplardaki indeksleri düşünün) silinmiş olması. Kitaplardak indeks sayfalarını düşünelim. Bu indeks sayfasını yırtmanız, kitaptaki hiçbir yazıyı ortadan kaldırmayacaktır. Sadece kitapta aradığını bulmak istediğinizde bu indeks sayfasından faydalanamayacaksınız.
Oysa kapsamlı format atıldığında, veriler indeks dosyaları da dahil olmak üzere tamamen silinecektir. Böylece sabit diskin ömrü uzayacak, verilerin üçüncü kişilerin eline geçme ihtimali de son derece düşük olacaktır.
Kısacası sabit diske format atmanın bilgisayara zararı değil, pek çok faydası vardır. Bu nedenle işin dozunu aşmadan, belirli aralıklarla atılan formatların sabit
disk üzerinde hiçbir olumsuz etkisi yoktur.
Kalıcı Bağlantı
Yorum (0)
Yorum yaz!
Eğer bir süredir laptop kullanıyorsanız, burada yazılan tekniklerin ve
püf noktalarının büyük bir kısmını büyük ihtimalle biliyorsunuzdur. Ama
yine de bir göz atmakta fayda var, belki gözünüzden bir şeyler
kaçıyordur...
1. Sık sık DEFRAG yapın. Sabit diskiniz ne
kadar az çalışırsa pili o kadar az tüketir. Bu yüzden sabit
diskinizdeki dosyaların fragmante olmasını (birkaç parçaya ayrılmasını)
sık sık DEFRAG işlemini yaparak engelleyin ve sabit disk kullanımını
azaltın.
2. Parlaklığı düşürün. Hem CPU hem de ekran
parlaklığını kabul edebileceğiniz limitlere kadar düşürerek il
süresinde ciddi tasarruflar elde etmek elinizde.
3. Arka plan programları. Arka planda çalışan programların sayısını mümkün olduğunca azaltın. Bu sayede CPU'ya düşen yükü hafifletmiş olacaksınız.
4. Harici aygıtlar. Pille çalışırken gerekmedikçe kablosuz ağ, USB disk, hatta USB fare bile kullanmayın.
5. Daha fazla RAM.
Bellek fiyatlarının oldukça düşük seviyelerde gittiği bugünlerde
laptop'unuza yapacağınız bir RAM terfisi pil süresinde ciddi uzamaları
beraberinde getirecektir. Bilgisayarınızda daha fazla RAM olursa sabit
diske daha az iş düşer, böylece pil daha az tüketilir.
6. CD ve DVD sürücüler.
Film seyredecekseniz, filmleri önce sabit diskinize çekin, oradan
izleyin. Virtual Daemon gibi Sanal CD/DVD sürücüler de
kullanabilirsiniz. CD ve DVD sürücüler iki de bir durup kalkarak pile
gereksiz yere yük olurlar.
7. Pil temas noktalarının temizliği.
İki üç ayda bir pili çıkarın, alkollü bir bezle pil temas
noktalarındaki metal bölgeleri temizleyin. Bu sayede pilden gelen akım
laptop'a daha verimli olarak transfer edilecektir.
8. Pilinize antrenman yaptırın. İki üç haftada bir laptop'u makul bir süre pille kullanın (eğer çok fazla mobil çalışan biri değilseniz).
9. Hibernate (Uyku Modu) .
Mutlaka Standby (bekleme) yerine Hibernate (uyku modu) seçeneğini
kullanın. Kullanmadığınız zaman bekleme esnasında uyku modu çok daha az
pil tüketecektir.
10. Fazla ısınmayın. Laptop'lar sıcağı pek sevmezler. Havalandırma deliklerini ve fan çıkışlarını belli periyotlarla temizlemeyi ihmal etmeyin.
11. Güç tüketim yönetimi.
Güç yönetimini mümkünse Windows'a bırakmayın. Eğer bilgisayarınızla
beraber geldiyse mutlaka onun için özel olarak üretilmiş olan güç
tüketim yönetim uygulamasını (Toshiba Power Saver, LG Battery Miser
gibi) kullanın. Genelde tüm bu programlarda "maksimum pil ömrü"
seçeneği vardır, seyahatlerde bu seçeneği tercih edin.
12. Çoklu çalışma.
Pil ile çalışırken ekrana bir sürü uygulama açıp aralarında geçiş
yaparak çalışmayın. Bir rapor üzerinde çalışırken arka planda MP3
dinlemeyin örneğin...
13. Önceliklerinizi iyi hesap edin.
Eğer seyahatteyseniz ve canınız çok sıkılmadıysa DVD seyretmeyin veya
oyun oynamayın. Böylece çok az güç tüketen yazı yazma, e-mail okuma
gibi işle ilgili aktiviteler için daha fazla pil ömrü ayırmış
olursunuz.
14. Bellek etkisi. Eğer eski model bir laptop
kullanıyorsanız "bellek etkisi" problemini minimuma indirmek için iki
üç haftada bir pilleri sonuna kadar şarj edin ve sonuna kadar boşaltın.
Li-Ion pil kullanan laptop modelleri eski olsalar bile bu genellemenin
dışındadırlar.
15. Otomatik kayıt. Bu özelliği kullanmayın.
Belli aralıklarla sabit diski çalıştıran ve dosyalarınızı kaydeden bu
seçenek pili daha çabuk tüketir. Onun yerine siz zaten neyi ne zaman
kaydedeceğinizi biliyorsunuzdur, değil mi?
Kaynak: CHIP - www.chip.com.tr
Kalıcı Bağlantı
Yorum (1)
Yorum yaz!
Labtop mu alalım yoksa desktop bilgisayar mı? Labtop dediğimiz taşınabilir bilgisayarlar, desktop ise yine bildiğimiz klasik masaüstü bilgisayarlar. Eğer bilgisayarınızı dışarı çıkarmanız
gereken zamanlar sıkça oluyorsa labtop almanız gayet mantıklı. Ayrıca az
yer kaplaması ve kolay taşınması da sizi bu yönde etkileyebilir.
Labtoplar artık desktop bilgisayarlara yetişti zaten, aralarında öyle
fazla fark kalmadı. Ama yine de fiyatları desktop olana göre daha
yüksek seviyelerde henüz. Yani 1000$ 'a alacağınız bir notebook'la çok
daha yüksek bir desktop sistem alma şansınız var. Buna dikkat etmelisiniz
öncelikle. Sonra labtopun harici aygıtlar konusunda maliyetinin fazla
olduğunu bilmeniz lazım. Mesela TV kartı almak isteseniz, bunu desktop
bilgisayarda çok ucuza PCI yuvasına monte edilecek bir kart alarak bu
ihtiyacıbnı giderebilirsiniz, ama labtopda harici bir aygıt gerekiyor ki
bu bahsettiğim kartın iki katı maliyette. Ayrıca upgrade olayı büyük
sorun. İleride bellek ve hdd terfisini normal sistemlere göre daha
pahalıya yapabileceğiniz gibi, sisteminizin hayati organlarını
değiştiremeyeceksiniz (ekran kartı vb.) Bu da labtopun çöpe gitmesi
anlamına gelecek.
Zamanla labtop ve desktoplar özellik hatta
fiyat olarak da birbirlerine yakınlaşıyor olsalar da henüz bu fark tam
olarak kapanmış değil. Ne için aldığınız önemli yani.
Kalıcı Bağlantı
Yorum (1)
Yorum yaz!