Yazmak güzel şeydir; ben de naçizane dört yılı aşkın bir süredir bu sayfalarda sizlerle beraber olmaya çalıştım; ve bundan sonra da inşallah yine böyle devam edecek.

Facebook yasaklanacak mı?

21/9/2009 · Kategori: Bilgisayar

Facebook'un en büyük rakibi artık ülkemizde yasaklı...

Özgürlüğümüzü her geçen gün biraz daha elimizden alıyorlar. YouTube’la başlayan yasaklanan siteler kervanına şimdi de Facebook’un bir numaralı rakibi MySpace ve LastFM.com adresleri eklendi. Bu iki siteden birine girmeye çalışan kullanıcılar, mahkeme kararıyla söz konusu sitenin kapatıldığına tanıklık ediyor.
 
Ancak işin daha ilginç tarafı, MySpace ve diğer adresin neden yasaklandığı belirtilmiyor. Haliyle kafalar bir hayli karışık durumda…
 
YouTube’un neden yasaklandığı herkesin malumu… Uygun olmayan bir video tüm YouTube’un yasaklanmasına neden oldu. Ancak bu yasakçı zihniyetin bu olayı çözmekte çaresiz kaldığı da bir gerçek; zira Türkiye’de en çok ziyaret edilen web sitelerine baktığımızda YouTube’un ilk 5 sitenin arasında yer aldığı ortaya çıkıyor. Yani diğer bir deyişle, YouTube’un yasaklanması, kullanıcıların YouTube’a girişini pek de engelleyememiş. Hatta Başbakan Erdoğan’ın “Ben YouTube’a giriyorum, siz de girin” dediğini hatırlayın.
 
Şimdi de MySpace yasaklandı. MySpace’i bilmeyenler için ufak bir hatırlatmada bulunalım: MySpace, dünya genelinde milyonlarca kayıtlı kullanıcısı bulunan ve Facebook’un hemen ardından dünyanın en popüler portalı olan bir sosyal ağ sitesi.
 
MySpace neden yasaklandı bilinmez ama akıllardaki şu soru, epey bir süre kafaları karıştıracak gibi görünüyor: Sıra Facebook’a da gelecek mi? Bu konuda tahmin yürütmek pek de güç olmasa gerek; ne dersiniz?

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

Format sabit diski öldürür mü?

9/9/2009 · Kategori: Bilgisayar

Bilgisayarların sabit disklerine format atmanın genel olarak bilgisayarlara zarar verdiği bilinir. Bu nedenle bilgisayar kullanıcılarının büyük bir bölümü, bilgisayarlarına format atmak istediğinde bilgisayarlarına zarar vermek istemediğinden, sabit disklerine format atmaktan çekinir.

Ancak işin aslı sanıldığı gibi değildir. Sabit disklere format atmakla sabit diskler herhangi bir fiziksel darbeye maruz kalmazlar. Aksine, sabit disklere atlan her format, disklerin ömrünü de uzatacaktır; zira sabit disklerin doğası gereği içerisinde bulunan oynar çubuk, sabit diskte verilerin silinip yüklenmesiyle birlikte daha fazla hareket etmek durumunda kalır. Diğer bir deyişle, disk kafası parçalanan verileri bir araya getirebilmek için çok daha fazla çaba gösterir.

Oysa format atılan bir sabit diskte veriler tamamen silindiğinden, disk kafası artık sürekli bir o tarafa, bir diğer tarafa hareket etmek durumunda kalmayacaktır. Böylece sabit disk daha az yorulacak ve enerjinin etkin kullanımı neticesinde sabit diskin ömrü de uzayacaktır.

Ancak sabit disklere format atarken şu noktaya dikkat etmekte fayda var: Sabit diskinize format atmak istediğinizde, format işlemini kapsamlı bir şekilde gerçekleştirmelisiniz. Yani, "Hızlı format" seçeneğini kullanarak saniyeler içerisinde gerçekleşen format işlemi, verileri silmemektedir. Sadece verilerin sahip olduğu kodların bulunduğu indeksleri silen hızlı format, verilerin silindiği izlenimini kullanıcılara verir.

Bu nedenle sabit disklerini elden çıkarmak isteyen ve çıkarmadan önce hızlı format işlemini gerçekleştiren kullanıcılar, verilerini üçüncü kişilere kaptırabiliyor. Bunun nedeni ise verilerin hızlı format ile gerçekte silinmemesi, sadece indeksinin (kitaplardaki indeksleri düşünün) silinmiş olması. Kitaplardak indeks sayfalarını düşünelim. Bu indeks sayfasını yırtmanız, kitaptaki hiçbir yazıyı ortadan kaldırmayacaktır. Sadece kitapta aradığını bulmak istediğinizde bu indeks sayfasından faydalanamayacaksınız.

Oysa kapsamlı format atıldığında, veriler indeks dosyaları da dahil olmak üzere tamamen silinecektir. Böylece sabit diskin ömrü uzayacak, verilerin üçüncü kişilerin eline geçme ihtimali de son derece düşük olacaktır.

Kısacası sabit diske format atmanın bilgisayara zararı değil, pek çok faydası vardır. Bu nedenle işin dozunu aşmadan, belirli aralıklarla atılan formatların sabit disk üzerinde hiçbir olumsuz etkisi yoktur.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Canım Ailem...

24/3/2009 · Kategori: Dizi

Türk televizyonlarının olmazsa olmazı diziler, her yeni sezonla birlikte izleyicilerinin karşısına çıkar. Kimisi reyting canavarına yem olarak yayından kalkarken, şanslıları ise Yaprak Dökümü gibi 3 yılı dahi geride bırakabilir. Şu an için televizyonda en çok izlenen TV dizilerine baktığımızda her zamanki gibi Kurtlar Vadisi başı çekiyor. Yapımcı şirketinin yayınlanan kanalla bir süre para konusunda anlaşamaması neticesinde askıya alınan dizi, daha sonra anlaşmaya varılmasıyla birlikte aylar sonra geçtiğimiz haftalarda tekrar vadi izleyicileriyle buluştu.

 Vadiyi bir tarafa bırakacak olursak son haftalarda izleyici kitlesini günbegün artıran ve Süper Baba ve İkinci Bahar'dan sonra o sıcaklığı izleyicilere ulaştıran yeni bir dizi dikkat çekiyor. ATV'de Salı akşamları saat 20 sularında yayınlanan Canım Ailem, Uğur Yücel'in başrolünü oynadığı yepyeni ama dev kadrosuyla büyük bir alkışı hak ediyor. Aslında bu diziyle ilgili ne zamandır bir şeyler karalamak istiyordum; zira izi bu hafta itibariyle 17. haftasını da doldurmuş olacak.

 Reytinglerine baktığımızda ise Canım Ailem'in ilk sıralarda yer almadığını fark ediyoruz. Zaten bu dizi Kanal D'de yayınlansaydı korkarım ki çoktan mefta olmuştu; zira Kanal D'nin kriterlerine göre %15'lik bir reyting ortalamasını yakalayamayan dizilerin yayından kalkması zaruri bir eylem. Hal böyle olunca dizinin ATV'ye yayınlanıyor olması, dizinin geleceği açısından biraz umut verici aslında. Sonuçta bunca zaman sonra böylesine güzel bir diziyi yakalamışken, yeteri kadar reyting alamadığı için böylesi bir diziden mahrum kalmak hiç de hoş olmazdı.

 Uğur Yücel'in Canım Ailem'de bölüm başına yaklaşık 30 bin lira aldığı da söyleniyor. Bunu nerden biliyorsun diye soracak olursanız, tatsız bir olayı da burada dile getirmem icap edecek: Geçen haberlere şöyle bir göz attığımda Canım Ailem'in dizi setinin icra memurlarının akınına uğradığına tanık oldum, olduk. Uğur Yücel, borçları nedeniyle bir süredir icra memurlarıyla uğraşıyormuş öğrendiğimize göre. Ama memurlar Yücel'i sette bulamamışlar tesadüfen. Bir ara Uğur Yücel'i Cola Cola reklamlarında da görüyorduk; daha önce Yücel, zaten orada da oynamasının en büyük nedeninin borçlarını kapatmak olduğunu ifade etmişti. Anlaşılan borçlar hala bitmemiş…

 Neyse… Sonuçta Uğur Yücel'i alakadar eden bu borç mevzusunu bir kenara bırakalım; diziye yansımadıktan sonra bizim için hiçbir mesele yok; Uğur abi başının çaresine bir şekilde bakacaktır nasılsa.

 
Canım Ailem demişken, diziyi hiç izlemeyenlere şöyle bir ipucu verelim: Diziyi bu kadar keyifli kılan en önemli şey, dizinin gerçek insanı, insan sevgisini, yaşamı bizlere sunması aslında. Bilmiyorum; ama sadece bana öyle gelmediğine eminim; zira Ekşi Sözlük ve İTÜ Sözlük gibi portallara şöyle bir göz attığımda da, dizinin bir hayli sevildiğini kolayca anlayabiliyoruz. Dizinin bu kadar kendisini sevdirmesinin en büyük nedeni zaten oyuncuları. Uğur Yücel için bir şey demeye sanırım gerek yok; tam bir Adanalı'yı canlandırıyor ve harika oynuyor. Ona eşlik eden Şebnem Bozoklu ise bu dizide ortaya çıkan ve kendini fark ettiren oyunculardan. Bozoklu, öylesine orijinal bir karakteri ortaya koydu ki, dizi seyircilerinin kısa sürede beğenisini kazanmayı başardı. Ancak diğer oyunculara da haksızlık etmemek lazım. Ozan Güven, Ezgi Mola ve diğer tüm karakterler de rollerinin haklarını fazlasıyla veriyorlar. Çok fazla dizi izleyecek vakit bulamasam da, Canım Ailem sayesinde ufak kaçamaklarda bulunuyoruz artık mecburen; aynen tavsiye ediyorum.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Okul yılları ne de çabuk geçti...

5/2/2009 · Kategori: Gundem


Uzun mu uzun bir aradan sonra tekrar karşınızdayım sevgili okurlarım. Biliyorum, blog sayfamı epeydir ihmal ediyorum, ancak inanın bu aralar kafamı kaşıyacak bile pek vaktim yok. Yine de bu ayrılığı fazla uzatmamak adına bir kaçamak yapayım dedim ve evet işte karşınızdayım :)

Okul sıralarında dirsek çürütmeye devam ediyoruz hala; zaten geçtiğimiz haftalarda da final sınavlarını vermekle meşguldüm. Çok şükür ki dersleri bir şekilde hallettim ve kafam rahat bir şekilde ikinci döneme girebilirim. Bu yıl kısmetse üniversitemden mezun oluyorum; yani mezunlar kervanına katılmama çok vakit kalmadı. Dile kolay, 5 yıldır aynı okuldayım ve bu okula girmeden önceki Selim ile şimdiki Selim arasında dağlar kadar fark var. Çok şey öğrendim bu okuldan; ama sanmayın ki bunu ders babında söylüyorum sadece. Asla değil; dersleri açık öğretimde de öğrenebiliriz, mesele yok, ama insan ilişkilerinin yeri çok başkadır üniversite ortamlarında. Lisedeki öğrencilik yoktur artık; yavaş yavaş hayatın gerçeklerini öğrenmeye başlarsın, geleceğine bir adım daha yaklaşmışsındır.

Bunun yanında üniversiteden mezun olan ve ardından okul yıllarını özleyenleri sıkça işitiriz; okuldayken okulun kıymetini pek bilmeyiz ama iş hayatının zorluklarıyla karşılaştığımızda okul yıllarının o rahatlığını ararız; ama geçen yıllar elbette geri gelmez artık. Mezun olduktan sonra bu okulda en çok neyi özleyeceksin diye sorsa birisi, herhalde arkadaşlarımı derdim. Dersleri özleyecek halim yok tabii; 5 sene sonra artık kalem oynatmak da ağır geliyor zaten; fakat bunca yıl aynı sıraları ve sınıfları paylaştığın insanlardan ayrılmak öyle kolay bir iş değil. Okul bitiminde herkes iş hayatına bir şekilde atılacağından ve ev bark kurma telaşına düşeceğinden dolayı burada kurulan arkadaşlıkların birçoğunun devamının gelmeyeceğini düşünüyorum; sadece sağlam arkadaşlıklar geleceği beraber görecektir kanımca.

O nedenle bugün için bu benim çok iyi dostum deyip iki gözümü kapatamıyorum maalesef; bir gözümü her zaman açık tutmak durumundayım; yarın yollarımız ayrıldığında da aynı dostluğu görüp görmeyeceğimi bilmek istiyorum ne de olsa.

Herkesin başına gelebileceği gibi benim de bazı hatalarım olmuştur bu okulda. Ancak pişmanlık duyacağım da hiçbir şey yapmadım; sadece şunu şunu yapsam belki her şey farklı olurdu dediğim olmuştur; hepsi bu.

Laf aramızda özel arkadaşlıklarım da oldu bu okuldan; sonuçta insan kafa dengi, kendisine uygun gördüğü birisini arıyor bazen. Şu an arayışta değilim tabii ama bu 5 yıllık süreçte başımıza türlü olaylar gelmiştir. İçlerinde en çok üzüldüğüm ise bir kızın istemeyerek de olsa kalbini kırmış olmamdır herhalde. Hala aklıma geldikçe içim sızlar; aslında onun kalbini kırmak isteyecek en son insan bile olamam ama insan farkında olmadan ne çamlar deviriyor tahmin bile edemezsiniz. Bahsettiğim bu insan benim için gerçekten çok özel bir yere sahip, o bilmese de bu böyle.

Uzun lafın kısası öğrenciliğimizin bitmesine ramak kalmış durumda. Arada bir başka konularda yine buraya yazılarımı göndermeye devam edeceğim. Ayrıca CHIP dergisinde haber editörlüğü görevini de hala sürdürmekteyim; kısmetse önümüzdeki ay tam 1 yılı doldurmuş olacağım. Bu konuda ayrıca bir yazı yazacağım zaten; ancak yakın bir zamanda bir aksilik olmazsa CHIP Online'da da kendime ait bir köşem olacak ve orada daha çok CHIP dergisinin kulvarına uygun yazılarla karşınızda olacağım. Köşemde yazmaya başladığımda sizi ayrıca bilgilendireceğim.

Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle…

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Bir Kurban bayramını daha geride bıraktık...

13/12/2008 · Kategori: Gundem


Bir Kurban Bayramı’nı daha geçtiğimiz günlerde geride bıraktık. 9 günlük tatilde kimisi güney illerimize kaçarken, kimileri de tercihini yurtdışına gitmekten yana kullandı. Bense bayramda yine buralardaydım, bir yere gidemedim.

Hani bazen büyüklerimiz söylerler: Nerede o eski bayramlar, o Ramazanlar? Gerçekten yaşım ilerledikçe bayramların tadı daha bir farklı oluyor artık; eski tadı alamıyorum. Her geçen zaman büyüklerimizden birini kaybediyoruz ve çocukluğumdan bu yana dikkat ediyorum da son yıllarda ziyaret ettiğim mezarlıkların sayısı bir hayli artmış. Maalesef hayatın gerçeği bu sevgili dostlar; yıllar geçtikçe elini öptüğümüz büyüklerimizin sayısı git gide azalıyor ve böyle günlerde büyükleriniz yanınızda olmayınca bayramlar da haliyle biraz buruk geçiyor.

Ama dediğim gibi bu hayatın bir gerçeği; olması gereken bu. Biz de eski bayramları bu sebeple yad ediyoruz. Eminim birçoğunuz da benzer duyguları benle paylaşıyorsunuz. Neyse, Allah ölmüşlerimize gani gani rahmet eylesin ve kalanlarımıza uzun ve sağlık dolu bir ömür versin inşallah.

Söz bayramdan açılmışken akşam haberlerini de yakından takip ettiğinizi sanıyorum. Özellikle İstanbul’un bayramın ilk gününde ne hale geldiğini en iyi büyük şehirde yaşayanlar bilir herhalde. Çöplerin ve pisliğin kol gezdiği bölgelerde kesilen binlerce hayvan, daha sonra evlere yenilmek üzere gönderiliyor. Ama bu şartlar altında kesilen hayvanların etini yemek ne kadar doğru? Orası da ayrı bir tartışma konusu.

Bunun yanında hayvanlara acı çektirmeden de şu bayramı geçirmeyi öğrendiğimiz gün büyük bir çağ atlayacağız bana kalırsa. Her bayramda aynı dehşet verici sahneleri görmekten gerçekten gına geldi artık. Kardeşim madem kurban kesmekten anlamıyorsun; işi ehline bırak da o halletsin senin yerine. Kurbanı keseyim derken kafasını gözünü yaranları görünce acı acı gülüyorum sadece; yazıktır, günahtır.

Bu konuda yazılacak, çizilecek, söylenecek çok şey var farkındayım ancak şimdilik bu konuyu burada bitirmek istiyorum. Bir başka başlık altında görüşmek dileğiyle…

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!